SUYUN SESİ DUYULMUYOR!
- 8 Ağu 2025
- 2 dakikada okunur
Yıllardır gazeteciler olarak gerek haberlerimizde gerek köşe yazılarımızda sürekli; kuraklık, kuraklık, kuraklık diyoruz…
Hani bir şey çok dillendirilince, ‘sakız ettin’ derler ya…
Çok konuşulana sanki kulaklar alışır, normalleşir. Bizimki de o hesap oldu sanırım.
Kuraklık ve su meselesi o kadar çok gündeme geldi ki artık bu konuda yapılan haberler ve yazılan yazılar rutin olarak algılanır oldu.
Fakat konu özellikle bu şehir için açık bir yara… Bu yara görülmüyor, sarılmıyor, önemsenmiyor…
Bakıldığı zaman su bir şehrin, ekonomisini, ekosistemini, sağlığını, geleceğini kısacası bütün varlığını etkileyen en hayati mesele… Ama bu konuda ülkece bir farkındalık oluşturabilmiş değiliz.
Dün gece sosyal medyada Hava Tahmincisi Kuttusi Demir’in hesabında iki görsele uzun bir süre takılı kaldım.
Görseller bana aslında kuraklık meselesinin ne kadar da içinde olduğumuzu gösterdi.


Apa Barajı’nın iki yıl ara ile nasıl bir durumdan ne hale geldiği maalesef ortada… Konya için en önemli barajlardan birisi olan ‘Apa’da suyun sesi artık duyulmuyor…
Bence son yıllarda Konya’da yaşanan kuraklığı en net ve çarpıcı şekilde gösteren kareler bunlar.
Bu şehir için su stresinin ne ifade ettiğini galiba her şey bitince anlayacağız.
Evet, geçtiğimiz günlerde Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın dediği üzere bu sene su kesintileri Konya’da olmayacak gibi görünüyor.
Fakat bir seneyi kurtarmak her şeyin çözüldüğü anlamına da gelmiyor ne yazık ki…
Kuraklık Türkiye genelini etkileyen bir sorun fakat lokalde bakıldığında ülkenin tarım ambarı Konya için bu sorun artık ülke için varoluş meselesi gibi adeta…
Çünkü Konya Türkiye’nin dört bir yanına gıda temin eden bir üretim havzasını besliyor. Bu havzanın ise can damarı maalesef gözümüzün önünde yok olup giden su!
Peki çözüm ne?
Bu konuda bir uzman olarak değil fakat bu şehirde yaşayan bir vatandaş olarak gözlemlerimi şöyle aktarabilirim.
Dönem dönem evlerimizde ve iş yerlerimizde su tasarrufu yapmamız noktasında resmi kurumlardan uyarılar ve çağrılar geliyor. Elbette bu çok mühim ve gözlemlediğim kadarıyla bu konuda bir hassasiyette oluşmuş vaziyette.
Ama işin rengi tarlalarda değişiyor.
Yani bir evde diş fırçalarken bile hassas bir şekilde tasarrufa dikkat edilirken; bir tarlada su israfı yada bir diğer adıyla vahşi sulama yapılmamalı…
Şehirde yaşayan bir vatandaş evinde suyu ne kadar minimalize şekilde kullanırsa kullansın, tarladaki çiftçi suyu verimli kullanmanın ne demek olduğunu bilmezse, bu sorunu çözmek hayalden öteye geçemez…
Sonuç olarak, bu şehrin geleceği evdeki musluktan değil, tarladaki damladan geçiyor.
Suyun kıymetini hep birlikte bilmezsek, bir gün gerçekten su sesi değil, suskunluk yankılanacak Konya’nın dört bir yanında.




Yorumlar